Psikoterapi Nedir?

Beylikdüzü’nde psikoterapist mi arıyorsunuz?

Son birkaç yıldır televizyonlarda sıkça karşılaştığım ve dikkatimi çeken haberlerden biri “psikoterapiye olan ihtiyaç”. Gün geçtikçe insanlarımızın psikoterapistlere olan ihtiyaçları artmakta ve birçok hastalığın tedavisi psikoterapiden geçmektedir. Sürekli kamu spotu şeklinde reklâmlardan gördüğüm ya da doktorların konuk olduğu programlardan izlediğim kadarıyla psikolojik sorunlar, günümüzde çok yaygın ve dikkat edilmesi gereken rahatsızlıklardır.

Çağımızın rahatsızlıklarından biri olan “psikoloji bozukluğu”; çocuklarda da kendini gösteren bir hastalıktır. “Psikoloji bozukluğu yaşayan bireyler de gözlemlendiği kadarıyla, sosyal hayatlarında dikkatlerini yoğunlaştırmakta zorluk çektiklerinden ve diğer insanlar gibi düşünemediklerinden dolayı, hiçbir zaman için işlerini tam olarak yapmamaktadırlar. Zaten yaptıkları diğer işlerde ve davranışlarda da aynı ciddiyetsizlik hâkimdir. Psikolojisi bozuk olan bireyler; gerek eğitim hayatlarında gerekse sosyal yaşantılarında kendilerine verilen görevleri ve direktifleri sağlıklı bir şekilde yerine getirememektedir. Psikolojisi bozuk olan bireylerin sözlerinde tutarlılık ya da anlam bütünlüğü olması hemen hemen mümkün değildir ve genellikle o an ki ruh halleriyle kendilerini ifade ederler.

Psikoloji bozukluğu kimi zaman önemsenmese de aslında çok ciddi bir sorundur ve acilen tedavisinin yapılması gerekmektedir. Genetik faktörlerden ya da yaşadıkları sorunlardan dolayı psikolojik problem yaşayan bireyler, hayatlarının her evresinde hiçbir işten memnun olmazlar ve sağlıklı karar veremezler. Ayrıca kişinin karakteristik özelliklerine bağlı olarak da bu tür olağan dışı tepki verebilirler. Doktor kontrolü ve gerekli testler yapıldıktan sonra gerek ilaçlı tedavi gerekse ilaçsız tedavi yöntemleriyle kişi sağlığına kavuşur. Bu yüzden psikoterapiye başvurulmalıdır. Kişi kendi duygu, düşünce ve eylemlerini kontrol edememesinden dolayı rahatsızlık duyar ve yaşadığı çevreye adapte olamaz.  Yakın çevresindeki kişiler ile sağlıklı bir iletişim kuramamasından dolayı rahatsızlık duyar. Psikoterapide asıl amaç; kişinin diğer insanlar gibi düşünmesi, davranışlar sergilemesi için gerekli olan tüm yardımların yapılmasıdır. Birey; kendisini ne kadar tanırsa sorunlarının çözümünde büyük etkiler oluşturur. Psikolog/psikiyatr lar tarafından danışanının sorunları tespit edilir ve gerekli koşullar sağlandıktan sonra çözümler üretilir. Hasta olan kişinin çabuk iyileşmesi ve tedaviye anında yanıt vermesi maksadıyla hastanın psikoloğu kadar ailesine, dostlarına da büyük işlet düşmektedir. Ailesi ve dostları; bu tedavi sürecinde hasta olan kişininn yanında olur ise, bu zorlu süreci kolayca atlatır. Psikoterapi; sorunların çözümü noktasında tedavi edilecek olan kişi ve kişileri şu şekilde gruplandırır; bireysel olarak terapi, çift olarak terapi ya da aile terapisi…

Psikoterapi esnasında, doktor hastasıyla “karşılıklı konuşarak”  şikâyetinin tam olarak ne olduğunu öğrenir. Zaten çoğu psikoterapist bu yöntemi dener ve yazmak, çizmek, sanat terapisi, oyun terapisi gibi yöntemlerle de çeşitli iletişim kurar. Oyun terapisi ve çizim terapisi genellikle çocuklarda sık olarak kullanılan bir tekniktir, örneğin; ailesinden şiddet gören ve konuşmaya korkan bir çocuğu konuşturmak neredeyse imkansızdır tam da bu sırada psikoterapist oyun oynayarak ya da çizim yaptırarak bilinç altına iner ve çocuğu korkutan, psikolojisini bozan durumları analiz eder. Psikoterapide aslolan amaçtır, kişinin rahatsızlığını tetikleyen sorunları gün yüzüne çıkarıp, o sorunlarla yüzleştirmek ve tedavisini sağlamaktır, çünkü, eğer hasta olan kişi hastalığını gizlerse verimli bir tedavi süreci olmaz ve hasta iyileşemez. Psikoterapi ortamı biraz da ekip çalışması gibi düşünülmelidir. Psikoterapi ortamında, terapist ve hasta aynı hedef doğrultusunda hareket etmeli ve sorumluluklarınnın bilincinde olarak üzerlerine düşen görevlerini yerine getirmelidir. Tüm riskleri göz önünde bulundurarak minimize etmek ve çocuk/ gençlik dönemlerinde uygulanan terapiler tedavide büyük etkiye sahiptir. Hasta psikoterapiye gitmenin utanılacak bir şey olmadığını kabul etmelidir. Çünkü genellikle yaşadığı çevredeki insanlarda olan ve hastanın kendisininde de oluşan bu önyargılar sebebiyle kişi psikoterapiye sıcak bakmaz. Psikoterapi; tüm dünyada bilinen ve artık tüm şirketlerde de bulunan psikoterapistler sayesinde tüm çalışanlar sağlıklı bir şekilde iş hayatında faal olarak kendini gösterir. Pek çok başarılı kişinin ardında psikolojik danışmanlar vardır. Kişinin kendindeki eksiklikleri ya da kendisini zorlayan süreçleri bilip hareket etmeyi istemesi son derece akıllıca bir seçimdir. Psikoterapist ile hasta arasnda güven ilişkilerinin oluşması son derece önemlidir. Bu güven ilişkisi ilk seansta oluşacağı gibi önyargıyla bakan kişilerde birden çok seanstan sonra oluşabilir. Psikoterapi sürecinde, terapiste yalan söylenmemeli ve hiçbir şey gizlenmemelidir. Sağlıklı bir iletişim kurmak adına, bu çok önemli bir konudur ve dikkat edilmezse, psikoterapist yanlış bir tedavi yöntemi uygulamak zorunda kalır. Psikoterapist, hastayı analiz ettikten sonra, hastayı ters köşe yapan ve hiçbir şey gizlemesine fırsat vermeden testler uygular. Bu testler, çocuk, genç, orta yaş ve yaşlı kişilerde farklı sonuçlar alınmasına yol açar. Bu testlerin sonuçlarıns, hasta olan kişiyle karşılıklı olarak bakılır, çocuk ve genç hastaların sonuçları ise aileleri eşliğinde bir sonuca vardırılır.  Psikoterapide önemli olan bir diğer nokta ise; danışanın kararlılığıdır. Danışan, sürekli olarak hiçbir şekide aksatmadan psikoterapiste gelir ve hiçbir seansı kaçırmazsa daha hızlı sonuçlar alınır, bu yüzden hiçbir tedavi yarım bırakılmamalıdır.  Ancak hasta ile terapist her zaman anlaşamaz bu durumda hasta terapistine; kendisiyle anlaşamadığını, bu yüzden kendisini tedavi etmesini istemediğini söylemelidir. Terapistte, hastasıyla uyumu yakalamak ve onunla arkadaş olmak için hastanın yanlış bulduğu davranışları sergilemez ve daha nazik bir tutum sergileyerek doğru bir iletişim kurar. Ama terapistin yaptığı tüm bu iyi niyet gösterileri etkili bir sonuç vermezse hasta terapistini değiştirme hakkına sahiptir. Burada önemli olan bu duyguyu terapiyi yapan kişi ile paylaşması ve bu konunun seansta konuşulmasıdır. Bu değerlendirmenin ardından seçim hakkı kişinin kendisine bırakılır. “Hasta-doktor” arasında gizlilik esas olduğundan dolayı, hastanın doktora anlattığı hiçbir bilgi başka adreslere aktarılmaz ve anlatılmaz. Terapi süresi yaklaşık 50 dakikadır ve çeşitli uygulamalarla bu süre zarfı uzatılabilir ya da azaltılabilir. Psikoterapinin sonlandırılma aşamasına hasta ve doktor birlikte karar vermelidir, hedefe ulaşılıp ulaşılmadığı tespit edildikten sonra karar verilir. Psikoterapiler çeşitli enstrumanlarla da desteklenebilir ve hastanın duygu durumuna göre seans aralarında terapist tarafından müzikler dinletilip, hastada oluşturduğu çağrışımlara dikkat edilir. Psikoterapilerin süreleri, danışanın ne boyutta hasta olduğuna göre değişir. Danışanın yaşı, eğitimi, fiziksel ve ailevi yapısı doğru bir şekilde gözlemlenir, burada amaçlanan; kişinin kendisi, çevresi ve geleceğidir. Bu yüzden psikolojik tedaviye ihtiyaç duyan tüm bireylerin uzman bir destek almasında fayda vardır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir